Bağlanabilirlik ve dijitalleşme otomotiv sektörünün geleceğini belirleyecek

2030 yılına kadar otomotiv sektörünün işleyiş ve yapısını belirleyen ana teknolojik gelişme eksenlerinin "bağlanabilirlik" ve "dijitalleşme" olacak.

Bağlanabilirlik ve dijitalleşme otomotiv sektörünün geleceğini belirleyecek

Bulut teknolojileri sayesinde ivme kazanan Nesnelerin İnterneti alanında en yoğun AR-GE çalışması ve yatırım yapılan sektörlerin başında otomotiv geliyor. Bağlantılı ve otonom araçlar üzerindeki çalışmalar hızla sürerken, sektör yöneticileri önümüzdeki  10 yıllık dönemde dijitalleşme odaklı yeniden yapılanmanın sektöre damga vuracağını söylüyor.

Bağlanabilirlik ve dijitalleşmenin 2030 yılına kadar otomotiv sektörünün işleyiş ve yapısını belirleyen ana teknolojik gelişme eksenleri olacağına yönelik inanış, Küresel Otomotiv Yöneticileri araştırmasının sonuçlarında kendisini bir kez daha gösterdi. Araştırmaya katılan sektör yöneticileri ve karar alıcıların yüzde 59’u, 2030 yılına kadar bağlanabilirlik ve dijitalleşmenin bir numaralı trend olacağını ve otomotiv sektörünün genel bir yeniden yapılanma süreci geçirdiğini düşünüyor.

Küresel araştırma ve danışmanlık şirketi KPMG’nin hazırladığı kapsamlı rapora göre 2030’a kadar sektörde egemen olacak trendler şöyle olacak:

Bağlantılılık ve veri güvenliği:

5G, bağlantılı araçlar ve trafik altyapısı gibi teknolojiler sayesinde otomotiv endüstrisiyle telekom sektörü ve devlet kurumları arasında işbirliğinin şart olduğu yeni bir ekosistem oluşuyor. Veri gizliliği ve güvenliği en önemli satın alma kriteri olmaya devam ederken, toplam sahip olma maliyetine ilişkin şeffaflık da aynı önem seviyesine ulaşmak üzere.

Otonomiye hazırlık:

Uzmanların yüzde 71’i sürücülü ve sürücüsüz (otonom) araçların birbirine karışmayacağına inanıyor. Şarj sorununu çözen altyapı ve yol davranış kurallarını belirleyen bir sistemin kurulması ve sürücüsüz araçlar için ayrı yolların oluşturulması durumundaysa uzmanların yüzde 88’i ihtiyaca bağlı olarak otonom tercih edebileceğini belirtiyor.

Dijital bazlı kişiselleştirme:

Tüketicilerin araçlarını kişiselleştirmek için harcama yapmaya en çok istekli olduğu özelliklerin ilk üç sıralamasında; yüzde 27 ile navigasyon sistemleri  birinci , yüzde 22 ile uyarlanabilir seyir kontrolü ikinci  ve yüzde 16 ile motor yükseltme üçüncü  olarak ortaya çıkıyor.

Motorun geleceği:

Araştırmaya katılan yöneticilere göre gelecekte birçok farklı güç aktarım sistemi tipi bir arada var olacak. 2040 yılına gelindiğinde pazarda bataryalı elektrikli araçlar yüzde 30, hibrit araçlar yüzde 25, yakıt pilli elektrikli araçlar yüzde 23, içten yanmalı motorlu araçlarsa yüzde 23 paya sahip olacak. Elbette bu motor sistemleri tek başına “tekerleklerin dönmesini sağlamak”la kalmayıp, performans ve sürüş deneyimine ilişkin verilerin toplanarak işlenmesine imkan verecek entegre sistemler gibi çalışması da sağlanacak.

Fiziksel mağazalarda düşüş:

Araştırmaya katılan yöneticilerin yaklaşık yüzde 50’si, fiziki perakende satış noktalarının yüzde 30-50 arasında azalacağı kanısında. Yöneticilerin yüzde 82’si, perakende satış noktalarının var olmaya devam edebilmesi için tek yolun hizmet tesislerine veya kullanılmış araba merkezlerine dönüşmesi ya da kimlik yönetimine odaklanmak olduğuna inanıyor.