Dijital ortamdaki milli güvenlik yatırımları daha da önem kazanıyor

Dijitalde milli güvenlik odaklı stratejileri oluşturup uygulayabilmek için 2020’de daha fazla ilgiyi hak eden yatırım alanlarını dört başlıkta özetlemek mümkün.

Dijital ortamdaki milli güvenlik yatırımları daha da önem kazanıyor

Dijital ortamdaki tehditlerin sadece korsanlarca gerçekleştirilen siber saldırılardan ibaret olmadığını artık hepimiz biliyoruz. ABD’de yakın geçmişte yaşanan seçime müdahale skandalı, Cambridge Analytica ile Facebook’un karıştığı devasa veri satış yolsuzluğu, Türkiye’de 450 binden fazla kişiye ait kredi kartı bilgilerinin ele geçirilip internette satışa çıkarılması gibi pek çok dehşet verici örnek; dijitalde ulusal ve bireysel güvenliğe ne kadar çok önem verilmesi gerektiğini tekrar bizlere gösterdi. ‘Bağlantılı’ bir dünyada gittikçe artan role sahip olacak ‘nesnelerin interneti’, yapay zeka, sürücüsüz otomobiller vb teknolojilerin de birer cephe haline geleceği 2020 ve sonrasında dijital güvenlik odaklı yatırım planları bu yüzden son derece önemli. Dijitalde milli güvenlik odaklı stratejileri oluşturup uygulayabilmek için 2020’de daha fazla ilgiyi hak eden yatırım alanlarını dört başlıkta özetlemek mümkün.

Kamu yatırımları

Gerek kamusal gerekse ticari amaçlarla olsun, ülkelerin ve AB gibi siyasi birliklerin vatandaşlarını ve kurumlarını dijital ortamda çok daha sıkı koruması ve bunun için de daha fazla kaynak ayırması gerektiği açık. Araştırma şirketi Gartner’ın derlediği rakamlara göre; 2018’de 114 milyar dolarlık bir hacme sahip olan siber güvenlik pazarı 2019’da 124 milyar doları geçti. Rakamın 2023 yılına gelindiğinde 240 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Bu pazarda kamu kurum ve kuruluşlarının payının, ağırlıkla ulusal güvenlik kaygıları ve zorunlulukları nedeniyle artacağı söylenebilir.

Yetişmiş eleman

Hiçbir gelişmiş devlet, kendi ulusal güvenliğini dijital ortamda başka bir ülkenin yetişmiş personeline bırakmaz, bırakmamalı. Bu yüzden hemen her ülkede ulusal ve bireysel siber güvenlik ve mahremiyet odaklı bilişim uzmanlarına ihtiyaç artacaktır. En azından güncel durum bunun böyle olması gerektiğini gösteriyor. Yakın gelecekte robotlar ve akıllı savunma sistemlerinin etkinlikleri de arttığında yeterli sayıda yetişmiş “ulusal” personel kadrolarına sahip olmayan ülke ve sektörlerin işi bir hayli zor olacak.

Entegre bütüncül güvenlik

Kamu kuruluşları da ticari işletmeler kadar siber saldırganların hedefinde. Özellikle siyasi amaçlı siber casusluk girişimlerine son yıllarda bolca şahit olduk. Bu saldırıların birbirinden bağımsız düşünülmesi ve alt gruplar bazında çözümler aranması kadar yanlış bir politika olamaz. Bugün artık sektörel ve ulusal dijital güvenlik, sadece ‘anti-virüs’ şirketlerinin değil tüm kamu kurum ve otoritelerinin derdi olmak zorunda. Sözün özü gerek devlet organları gerekse ticari kurum ve kuruluşlar; güvenlik strateji ve yatırımlarını ‘holistik’ (bütüncül) bir gözle yeniden ele almak zorunda kalıyorlar, kalacaklar.

Veri güvenliği hassas konu

Bugün dijital güvenlikten anlaşılması gereken, temelde veri güvenliğinden başka bir şey değil. Türkiye’de 2019’da önemli adımlar kaydedilen kişisel verilerin korunması konusunda ölçeğimizi biraz daha genişletmek, bunu ulusal ve sektörel ölçeklerde değerlendirmek şart. Nitekim Avrupa Birliği’nde de hem şirketlere hem de üye devletlerin hükümetlerine veri güvenliği konusunda ciddi görev, sorumluluk ve yaptırımlar getiren düzenlemeler arttıkça artıyor. Haksız da sayılmazlar.