Z kuşağı için “esnek çalışma” rejimi çok önemli

Çalışma şekilleri bazında bakıldığında; insanların kendini mutlu ve verimli hissettiği modellerde ciddi bir değişim görülüyor.

Z kuşağı için “esnek çalışma” rejimi çok önemli

Bulut teknolojilerinin kurumsal düzeyde sağladığı avantajlara yazılarımızda sık sık değiniyoruz. Fakat, işin sosyal tarafına baktığımız zaman  durumun biraz daha çetrefilli olduğu ortaya çıkıyor. Bu dönüşümün etki ettiği oldukça fazla  sosyal davranış kalıbı söz konusu. Ancak “çalışma şekilleri” bazında bakıldığında; insanların kendini mutlu ve verimli hissettiği modellerde ciddi bir değişim görülüyor. 2000’li yıllar civarında doğan ve “dijital nesil” olarak da nitelendirilen Z kuşağına ilişkin veriler bu değişimi ispatlıyor.

Yaklaşık beş senedir iş gücünün baskın grubu Y jenerasyonuyken, Z jenerasyonu da iş yerlerinde ilk deneyimlerini yaşamaya başlamış durumda. Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2019 araştırmasına göre; ilgileri ve çevresiyle ilişki kurma şekilleri oldukça farklı olan Z kuşağı, çalıştığı işte anlam arama, üründen gurur duyma, adalet, iş-serbest zaman dengesi konusunda en az önceki Y nesli kadar hassas ve talepkâr görünüyor. Z kuşağının öncekilerden en büyük farkıysa, tatmin olmadığı iş ortamını değiştirme konusunda biraz daha cesur olması. Bu da elbette esnek ve rahat çalışmaya olan talebin karşılanabilmesine olanak sağlayan bulut teknolojilerinin rolünü bir kez daha ortaya koyuyor.

Bulutla gelişen iş-yaşam dengesi belirleyici

Esnek çalışma yani üretmek için sabit bir ofise yüzde 100 bağımlı olmama durumunu bir “standart” olarak  gören Y ve Z kuşakları, bulut teknolojilerinin sağladığı mobiliteden vazgeçme niyetinde değil. İşlerin uzaktan kontrolü de dahil ofis dışında geçirilecek zaman konusuna yüzde 40’a yakın bir oranda “kritik önem” yükleyen Y (milenyum) kuşağı, dijital teknolojilerle daha içli dışlı olan Z kuşağının da hem yöneticisi hem de rol modeli konumunda.

İş-yaşam dengesi konusunda X ve Y kuşaklarına göre daha hassas olan Z kuşağı, çalıştığı kurumda ayrıca güven ve yenilikçilik de arıyor. Üretimine katkıda bulunduğu ürün ve servislerden “tatmin” olmak isteyen Z kuşağı, bunun sürekliliği konusunda şüpheye düştüğünde de yine dijital araçların yardımıyla, gözünü dışarıya çevirmekte daha az tereddüt ediyor.

Bu araştırmayla tekrar ortaya çıkan gerçek şu ki; bugün dijital dönüşümün belirleyici bileşenlerinden biri olan bulut teknolojileri artık sadece BT departmanlarının ve CTO’ların değil, şirket için denge ve kurumsal güveni artırmayı hedefleyen İK departman ve yöneticilerinin de strateji çalışmalarının bir değişkeni olmayı hak ediyor.